Kayıtlar

Poems from Paul Valéry

Resim
Paul Valéry
Le cimetière marin Ce toit tranquille, où marchent des colombes,
Entre les pins palpite, entre les tombes;
Midi le juste y compose de feux
La mer, la mer, toujours recommencee
O récompense après une pensée
Qu'un long regard sur le calme des dieux! Quel pur travail de fins éclairs consume
Maint diamant d'imperceptible écume,
Et quelle paix semble se concevoir!
Quand sur l'abîme un soleil se repose,
Ouvrages purs d'une éternelle cause,
Le temps scintille et le songe est savoir.
Stable trésor, temple simple à Minerve,
Masse de calme, et visible réserve,
Eau sourcilleuse, Oeil qui gardes en toi
Tant de sommeil sous une voile de flamme,
O mon silence! . . . Édifice dans l'ame,
Mais comble d'or aux mille tuiles, Toit!
Temple du Temps, qu'un seul soupir résume,
À ce point pur je monte et m'accoutume,
Tout entouré de mon regard marin;
Et comme aux dieux mon offrande suprême,
La scintillation sereine sème
Sur l'altitude un dédain souver…

Poems from Arthur Rimbaud

Resim
The Drunken Boat

As I was floating down unconcerned Rivers
I no longer felt myself steered by the haulers:
Gaudy Redskins had taken them for targets
Nailing them naked to coloured stakes.
I cared nothing for all my crews,
Carrying Flemish wheat or English cottons.
When, along with my haulers those uproars were done with
The Rivers let me sail downstream where I pleased.
Into the ferocious tide-rips
Last winter, more absorbed than the minds of children,
I ran! And the unmoored Peninsulas
Never endured more triumphant clamourings
The storm made bliss of my sea-borne awakenings.
Lighter than a cork, I danced on the waves
Which men call eternal rollers of victims,
For ten nights, without once missing the foolish eye of the harbor lights!
Sweeter than the flesh of sour apples to children,
The green water penetrated my pinewood hull
And washed me clean of the bluish wine-stains and the splashes of vomit,
Carrying away both rudder and anchor.
And from that time on I bathed in…

Poems from Stephane Mallarme

Resim
Stephane Mallarme The Flowers
From golden showers of the ancient skies, On the first day, and the eternal snow of stars, You once unfastened giant calyxes For the young earth still innocent of scars: Young gladioli with the necks of swans, Laurels divine, of exiled souls the dream, Vermilion as the modesty of dawns Trod by the footsteps of the seraphim; The hyacinth, the myrtle gleaming bright, And, like the flesh of woman, the cruel rose, Hérodiade blooming in the garden light, She that from wild and radiant blood arose! And made the sobbing whiteness of the lily That skims a sea of sighs, and as it wends Through the blue incense of horizons, palely Toward the weeping moon in dreams ascends! Hosanna on the lute and in the censers, Lady, and of our purgatorial groves! Through heavenly evenings let the echoes answer, Sparkling haloes, glances of rapturous love! Mother, who in your strong and righteous bosom, Formed calyxes balancing the future flask, Capacious flowers with the deadly ba…

hayallerinin çarpanları

Resim
Incelikle paslanmış balkon demirliklerinden 
ve 
boyalı eski tahta pencerelerden de 
bakıyordu hayat sana 
önlerinden geçtigin sokağın 
uçsuz yamaçlarına saklanıp; 

o gizi bulup kendi boyutlarında, 
yükseklerden bırakabilmekti kendini akışa 
belki de hayat. 

Ve belki de kendi ideallerini, 
başkalarının kurallarını 
bir kenara bırakıp 
senin asıl nedenlerine müsade etmekti, 
hikayende ki kahraman olmaya da, 
şiirinin şarkılarını söylemeye de; 
gök danslarına kuşlarla ve bulutlarla, 
toprak çekişlerine salınımlarının; 

hayallerinin çarpanlarına izin vermekti 
seni değişkenlerinden açığa çıkarsın, 
okyanuslarında mücadele verip 
kıyılarına çekilip sonra 
huzurunda dinlensin diye kemik özlerin, 
asitlerin, dalga boyların, tınıların, 
senin de suların.

photo and writing by Sinem Salva

Bir ve Sonluluk hali

Resim
Biraz da sonsuzluk: Sonsuzu sayilarla tanimlamamali. Sifirdan baslayan sonsuzluk olabilir mi? Sonsuz olanin basi olamaz ki oyleyse. Sayi ancak dongude olabilir. Sonsuz olan tek sey Bir'dir. Aristo Metafizik'de 'sonsuz sayi sonlu zamanda nasil sayilabilir ki' der. Saymak kisitli bir eylem olacaktir, zamanli oldugundan. Bir tamlanmistir, olus dongu halinde devinendir. Platon 'her guzellik Bir'den alir guzelligini, Bir'de eksilme olmaz, bilgi de sonludur bu nedenle' der. Sonluluk dogum-olumu de aciklar boylece. Bilgisayarin calisma prensibi de ayni degil midir?Bir'in parcasi olmak sonsuz, olus hali sonludur. Bir'de ki guzellik degismez. Bir'den alinan olus hali iluzyondur boylece.Her var guzeldir.Pythagoras'un Bir'i de budur. Sayilar sadece semboldur. 11 yoktur ya da 12, artik bu dongudur. Sayilarin sonsuzlugu karmasa yaratir bu nedenle.

El Desdichado

Resim
Gérard de Nerval "Je suis le tenebreux, - le veuf, - l'inconsole,
le prince d'aquitaine a la tour abolie:
ma seule etoile est morte, - et mon luth constelle,
porte le soleil noir de la melancolie
Dans la nuit du tombeau, toi qui mias console,
rends-moi le pausilippe et la mer d'italie,
la fleur qui plaisait tant a mon coeur desole,
et la treille ou le pampre a la rose s'allie.
Suis-je amour ou phoebus?...lusignan ou biron?
mon front est rouge encor du baiser de la reine;
j'ai reve dans la grotte ou noge la syrene...
Et j'ai deux fois vainqueur traverse l'acheron:
modulant tour a tour sur la lyre d'orphee
les soupirs de la sainte et les cris de la fee." ----- "Ben zifiri karanlık, -ben ki dul, - çaresizim,
şatosuna el konmuş, ben, aquitaine prensi
tek yıldızım da öldü, - şimdi yaldızlı sazım
taşıyor melankoli'nin kara güneşini
Mezarındaki güzel, sana geçiyor nazım
ver bana pausilippe'i, italyan denizini
nerde gülle asmanın kucaklaştığı üzüm
ver bana yü…

Topuk izleri

Resim
Aydinlik bir kuytu bulmadan akamadim kelimelerin icinden 
Onlarda takildim kaldim. 
Arayislara ait bir yermis, 
Büyülenislere degil 
var tepelerinin ve olmayanlarin da diyecegim hep. 

Simdi kelimelere cümlelere 
söz öbeklerine imrenir oldum, 
Kapilmaya adapteyim her an da güzellige Cercevelerinden cikarip parmak uclarima dökmeye. 

Her düs nasil mümkün olabilir ki, düslerinden cikarilmaya. 
Iste, gercek düslerin! 

Asil yazgilarimiz, hepimizin, 
her bir seyin 
Burada gizlenmisti. 

Oyle güzeldi ki, 
Icatlarimiz yetersiz kaliyordu anlatmaya, 
Duyular asiniyordu her karsilasista. 

Bir hirsizlik yaptik, 
Dünyanin en güzel kelimelerini caldik birbirimizden. 
Nasil da ic iceyiz. 
Sayisiz tonda ki turuncu gibiyiz, 
ve aslinda ayni 
hepimizin topuk izleri.

photo&writing by Sinem Salva