Kayıtlar

Yazmak ve yasamak üzerine

Resim
"Eger düsündügüm her seyi aklimda tutabilecek kadar güclü bir hafizam olsaydi, bana öyle geliyor ki hicbir sey yazmazdim... Benim icin önemli olan düsünme sürecinin kendisi."
Hannah Arendt
Aslinda bir insanlik sorununu dert etmisti. Ama hic kimselerin; insanligin degil bütününe, cogunluguna dahi anlatmayi basaramadigi bu üst düsünme hali, -Nietzsche'nin dedigi gibi üst insan; ya da Thoreau'nun uyanik, siirsel, ulu, yani gercekten yasayan insani- boylesi ifade edilme ve insanliga nüfuz edebilme gayesi tasidiginda; ne yazik ki en acimasiz tarafini kisinin kendisi üzerinde gosteriyordu. 
Ya tüm yasami insanligin bu dramini anlamlandiramadan gecip gidiyor; ya da siirsel ve uyanik yasamaya basladigi hayatina ansizin giren politik, medyatik, sosyolojik ya da psikolojik savaslar yüzünden devam etmesi olanaksiz oluyordu. Zweig belki icten ice bu nedenle son verdi yasamina; Plath neseli ve coskun bir kadin olup ayni dinamikle yazma yetenegine sahipken, insanligin onu asagiya ce…

Holistic Hyper-Human

Resim
"Einstein's approach to science:
We might do the mental experiments first, then test against nature, finding what parts of the world we have just found in our minds." wrote Alan Lightman in his book, a Sense of the Mysterious.
He also wrote "Real experiments always have unwanted disturbances, called "noise", that obscure the pure voice underneath...A tiny bit of stray light always confuses a photo-detector.  Real experiments, like our human ears and eyes, are limited to certain frequencies and sizes and sensitivities.
But mental experiments have no such limitations. Mental experiments have the purity of the mathematics underneath", then he is returning Einstein's approach.

Instead of "against nature", I would say "in, side of, one within the other", this is important, because there is no opposition, there is complementary universe.

Then the question is what is real?
If there is no opposition, there is no abstract also, so the re…

Poems from Pablo Neruda

Resim
KEEPING QUIETby Pablo Neruda
Now we will count to twelve
and we will all keep still.
For once on the face of the earth,
let’s not speak in any language;
let’s stop for one second,
and not move our arms so much.
It would be an exotic moment
without rush, without engines;
we would all be together
in a sudden strangeness.
Fisherman in the cold sea
would not harm whales
and the man gathering salt
would look at his hurt hands.
Those who prepare green wars,
wars with gas, wars with fire,
victories with no survivors,
would put on clean clothes
and walk about with their brothers
in the shade, doing nothing.
What I want should not be confused
with total inactivity.
Life is what it is about;
I want no truck with death.
If we were not so single-minded
about keeping our lives moving,
and for once could do nothing,
perhaps a huge silence
might interrupt this sadness
of never understanding ourselves
and of threatening ourselves with death.
Perhaps the earth can teach us
as when everything see…

Beckett sayisizlari

Resim
Karsindakine, cevabini tam olarak alamadigin sorulari sorup buhranlara bogulmussundur. Cevrende ya da evrende olup biten hic bir sey onca nizamina, muazzamligina ragmen senin cevaplarini vermeyi basaramamistir bir turlu. 

Ama sen tam olarak olmasi gereken soruyu, dogru soruyu, cevabini verebildigin soruyu "sorabilmissen" yapilasi olan bitmis, kendini tamamlamistir. 

Kendi varligini tamamlayabilmissen, onun aktarimini gerceklestirme potansiyelini yarabilmissin demektir, ve bu demektir ki varliginin ispati bir digeri ile vardir. O kadar da basit degildir bunu kavarayabilmek, ve hayatinin iliklerine gecirebilmek.
Iliklerine gecirdin mi? Sonrasinda ilmeklerini atabilmek, sayisiz ilmeklerinin zinciri iste yasamin, aldigin nefeslerin elementlerin molekullerin karsiligi, tam olarak bu evrende!

Beckett sayisizlari olmasin, dikkat et!

Evet, Samuel Beckett! Birer, ikiser, ucer karakterler yarattigi monologlarinda da, ama bir turlu "diyalog" kuramadigi!

Bu yuzden donmek gerek, Anti…

Kuru sonbahar yapraklari

Resim
Hadi gel  yanima otur da biraz kabuklarimizi kiralim.  Kirintilarimiz sacilsin,  dagilalim duman olalim, benzesmeyen parcalarimizi dolduralim sepetlere ve karanlik coktugunde derinlikli kuytu yollardan gidelim yasam surdugumuz yerlere.  Kuzu yavrusunun dogumu gibi bembeyaz bir yumak olarak gune yenilenelim,  taze cicek saplarindan koklayalim birbirimizi.  Ansizin sessizlikler coksun, ruzgar kapiyi gicirdatana kadar oylece kalalim, sesliligi ruzgar haber versin bize, kuru sonbahar yapraklari misafirimiz olsun. Hayal gucumuze etki eden tum kuvvetleri tek bir anda hesaplarcasina bakalim birbirimize,  ve  gozbebeklerimiz aydinlandiginda  hic gorulmemisi gorelim, hic icine girilmemis kapilardan gecelim, ve hala buyuk patlamadan sacilan dalgalarin kollarinda gecirelim geceyi.  O geceler ki bizi keman yayinin en ince sesinde titreyen atomlar gibi savunmasiz biraksin, kapilip gidelim iniltisine;  ve yeniden toklastiginda ses, soluklarimizi birbirimize verelim ki kirdigimiz kabuklarimiz zamansizca yer de…

"Sanatçı bir kenarda tırnaklarını keser."

Resim
Bir cam gibi devrilmis olmaliyim firtinada
Bir kilidin oynakliginda ciddiyetim hayata.
Bulana kadar seni
nefesimi
olesiye tutmus olmaliyim ki
tum cekimiyle
en guclu manyetigiyle tasiyor simdi hayat beni.
Hangimiz ciddi peki simdi?

Suni olmayan teneffus ile can verdiniz mi,
birbirinizi  yasarken yeniden getirdiniz mi hayata?

Nefeslerini birakmislardi birbirlerine
varliklarinin muhruydu bu.

Yel suya birakinca kendini
siz,
asik olurdunuz.

Ay isigi
aksamda
retinaya sıkısmıs

ve yazmisti sanatci:


"Lessing dedi Stephen üzerine yazmak için birkaç yontu seçmemeliydi. Bu sanat, daha aşağı olduğu için, adını ettiğim şekilleri birbirinden açıkça ayrılmış olarak göstermez. En yüksek ve en manevi sanat olan edebiyatta bile şekiller çoğu zaman karışır. Lirik şekil aslında bir anlık duygunun, çağlar önce küreğe asılan ya da yokuş yukarı taş taşıyan adamı neşelendiren ritmik haykırışın en basit yoldan sözlerle giydirilmesidir. Liriği söyleyen kimse kendi duygulanışının bilincinden çok duygu anının bilincind…

MOTTO

Resim
Bir gece dolunay vakti siir dansa kaldirmis kadini.
Kadin dansina siirin eslik etmis ve
Gece devam etmis,
Kadin siir
Sandalsiz deniz
Hüznün hüznü.

Biz
sessiz haykiran sayfadan,
her bir dilde,
sairlerle dolasan bu güz bahcelerinde.

Yalitkan adada gecirgen kumlara basarken
Kac angstrom aramiz simdi
Peki ya dalgalar?
de Broglie
cikardi hepimizi
tuzu kurutulmamis
bugdaylari ogütülmemis
isliklari duyulmamis
kuslarin arasindan.

Bir kizla tanismis adam,
Taze lavanta cicegi koymus kitaplarin arasina
Yasemin dali bembeyaz acik satirlarinda
kokusu deli duman.

Sinekler vizildar mottolarin asagisinda!
Sen yukardan 
icimizden
birilerine 
seslenirsin,
biz duyariz seni!
Bulusma noktamiz olur mottolar.

Insanligin büyülü gücü
Yildiz gibi kayan
satir aralarindan.

Var olus,
bilincli.

Var,
kendini
bilen.

Yol hic uzaga gitmedi,
Sen hic yaklasmadin ki sona.
Sonbahar yapraklari düstüyse üzerine eger
son bahari karsiladin,
ardinda ki yeni nefesin.

Sonra bir mandalda sallanmak mi
ansizin
ruzgara kapilan suurlu ahengine
nice atlar binmis
ve dort nala savru…