Kayıtlar

Kuru sonbahar yapraklari

Resim
Hadi gel  yanima otur da biraz kabuklarimizi kiralim.  Kirintilarimiz sacilsin,  dagilalim duman olalim, benzesmeyen parcalarimizi dolduralim sepetlere ve karanlik coktugunde derinlikli kuytu yollardan gidelim yasam surdugumuz yerlere.  Kuzu yavrusunun dogumu gibi bembeyaz bir yumak olarak gune yenilenelim,  taze cicek saplarindan koklayalim birbirimizi.  Ansizin sessizlikler coksun, ruzgar kapiyi gicirdatana kadar oylece kalalim, sesliligi ruzgar haber versin bize, kuru sonbahar yapraklari misafirimiz olsun. Hayal gucumuze etki eden tum kuvvetleri tek bir anda hesaplarcasina bakalim birbirimize,  ve  gozbebeklerimiz aydinlandiginda  hic gorulmemisi gorelim, hic icine girilmemis kapilardan gecelim, ve hala buyuk patlamadan sacilan dalgalarin kollarinda gecirelim geceyi.  O geceler ki bizi keman yayinin en ince sesinde titreyen atomlar gibi savunmasiz biraksin, kapilip gidelim iniltisine;  ve yeniden toklastiginda ses, soluklarimizi birbirimize verelim ki kirdigimiz kabuklarimiz zamansizca yer de…

"Sanatçı bir kenarda tırnaklarını keser."

Resim
Bir cam gibi devrilmis olmaliyim firtinada
Bir kilidin oynakliginda ciddiyetim hayata.
Bulana kadar seni
nefesimi
olesiye tutmus olmaliyim ki
tum cekimiyle
en guclu manyetigiyle tasiyor simdi hayat beni.
Hangimiz ciddi peki simdi?

Suni olmayan teneffus ile can verdiniz mi,
birbirinizi  yasarken yeniden getirdiniz mi hayata?

Nefeslerini birakmislardi birbirlerine
varliklarinin muhruydu bu.

Yel suya birakinca kendini
siz,
asik olurdunuz.

Ay isigi
aksamda
retinaya sıkısmıs

ve yazmisti sanatci:


"Lessing dedi Stephen üzerine yazmak için birkaç yontu seçmemeliydi. Bu sanat, daha aşağı olduğu için, adını ettiğim şekilleri birbirinden açıkça ayrılmış olarak göstermez. En yüksek ve en manevi sanat olan edebiyatta bile şekiller çoğu zaman karışır. Lirik şekil aslında bir anlık duygunun, çağlar önce küreğe asılan ya da yokuş yukarı taş taşıyan adamı neşelendiren ritmik haykırışın en basit yoldan sözlerle giydirilmesidir. Liriği söyleyen kimse kendi duygulanışının bilincinden çok duygu anının bilincind…

MOTTO

Resim
Bir gece dolunay vakti siir dansa kaldirmis kadini.
Kadin dansina siirin eslik etmis ve
Gece devam etmis,
Kadin siir
Sandalsiz deniz
Hüznün hüznü.

Biz
sessiz haykiran sayfadan,
her bir dilde,
sairlerle dolasan bu güz bahcelerinde.

Yalitkan adada gecirgen kumlara basarken
Kac angstrom aramiz simdi
Peki ya dalgalar?
de Broglie
cikardi hepimizi
tuzu kurutulmamis
bugdaylari ogütülmemis
isliklari duyulmamis
kuslarin arasindan.

Bir kizla tanismis adam,
Taze lavanta cicegi koymus kitaplarin arasina
Yasemin dali bembeyaz acik satirlarinda
kokusu deli duman.

Sinekler vizildar mottolarin asagisinda!
Sen yukardan 
icimizden
birilerine 
seslenirsin,
biz duyariz seni!
Bulusma noktamiz olur mottolar.

Insanligin büyülü gücü
Yildiz gibi kayan
satir aralarindan.

Var olus,
bilincli.

Var,
kendini
bilen.

Yol hic uzaga gitmedi,
Sen hic yaklasmadin ki sona.
Sonbahar yapraklari düstüyse üzerine eger
son bahari karsiladin,
ardinda ki yeni nefesin.

Sonra bir mandalda sallanmak mi
ansizin
ruzgara kapilan suurlu ahengine
nice atlar binmis
ve dort nala savru…

büyülü dans

Resim
Prosecco'ya ulasmak uzereydik
Duydugum tek sey nabzimin sesiydi.

Yapraklardan o büyük sairlerin
kelimeleri dökülüyordu..
Her birini yakalayip bilincime kaydetmeye calisiyor
bin yillar öncesinde de günes yine ayni ahengiyle battigindan
ve bin yillardir
türümün o en nadide cicekleriyle bir ortakligimiz
oldugundan naif bir sevinc icinde gurur duyuyordum.

Osmize'ye vardigimizda firtina henüz baslamamisti, sehrin isiklari uzaklardan yanip sönüyor dalgalar duragan geciyordu algilarimizdan.

Kadehler refosco kirmizisi icimiz yildizli, Zeus'un firlattigi yildirimlara dogru kosarken ruhumuz, insanlar da kacismaya baslamisti firtinanin taze kirintilarin. 

Siddeti son haddine ulasmadan bizde ayrildik ordan. Bisikletlerimizle daglarin arasinda ki karanlik patikadan ucar gibi deniz seviyesine dogru ilerliyorduk, öyle 'cesur ve güzel'dik ki ne egimin ne de karanligin firlatip atabilmesi bizi olanaksizdi. 

Kayalik kiyiya ulastigimizda tüm ciplakligi ile Venüs karsiladi bizi, davetin…

Kendileriyle Savasanlar ! Bir Zweig elestirisi

Resim
Kendileriyle Savaşanlar by Stefan Zweig
My rating: 3 of 5 stars

Nietzsche ve Holderlin kendi ile savasanlardan degildi kesinlikle!

Hatta onlardan bu kitabinda bahseden Zweig bile. Kendisi bu savasta olsa, onlari ve nicelerini boyle yazamazdi.

Hepsinin savasi ortakti, insanliklaydi, insanligin drami ile;

Kendi urettiklerini yasayan, kendine gunden gune ket vuran ve gunden gune kendini
``daha az ozgurlestiren``
insanlikla!

Oyle ki bu durum sonraki yillarda ``yazanlarda`` basgosterdi kendini.
Daha cok KET, daha az ozgurluk, artik kendileriyle kavgaya ve
``kendileriyle savasanlara`` goturdu...

Molly, Malone vb. kendinde karakterler yaratan Molloy, Malone Dies, The Unnamable Samuel Beckett Samuel Beckett gibi,

Monsieur Teste Monsieur Teste inde yasayan Paul Valery gibi,

``Ben bir baskasidir`` diyen Rimbaud gibi.


Zweig, ozellikle Holderlin de fazlasiyla yanilmisti.

Bahsettigi elestiriler kendinden cok baskasinin fikriydi, kaldi ki, Holderlin icin siir yazan
Rilke ile Paris te az arkadasl…

Parmenides ve Parmenides`in Tanricasi

Resim
Platon`un ``babamiz`` diyerek buyuk saygiyla kitabinda bahsettigi,

Aristotales`e ``varolmayanin varligi`` argumani ile isik tutmus,

Hegel ve Heidegger`e gore ``Bati felsefesinin ilk dusunuru``,

Einstein`a ``gorelilik ve kuantum`` da esin vermis,

Sokrates henuz gencken, kendisine ~BIR~ soylemini ve gercegini anlatmis,

Elea Okulu`nun kurucusu, Zeno`nun hocasi, O aslinda hocalarin hocasi !!!

PARMENIDES
Nietzsche` den Leibniz` e, Schrodinger` den gunumuze etkileri halen devam etmekte olan buyuk felsefeci ve fizikci!! Fizige henuz matematik bulasmamisken, ustun mantigiyla var-olusu ve bir-ligi yalin bir basitlikle anlatmistir.
 ``
Hiclikten var-lik nasil dogar ki, nasil olusabilir? `` ``
Gecmis dedigimiz hafizamizda, gelecek ise hayallerimizdedir. Gercek olan, varolan su -an- dir. `` ``
Var-di yahut var-olacak sey icin, su an da nasil (vardir) diyebiliriz ki. Ama yoktur da diyemeyiz cunku -yokluk- diye birsey yoktur. Tipki boslugun olmadigi gibi... ``


``Parmenidesin Tanricasi`` kitabin…

Goethe's Selige Sehnsucht (Blessed Longing - Kutlu Ozlem)

Resim
(in Turkish, English and German)






Kutlu Özlem

Bunu bilgelerden başka kimseye söylemeyin,  çünkü halk, hemencecik alay eder.  Ben, alevin içinde ölmeyi özleyen canlıyı övmek istiyorum. 
Yaratıldığın ve yarattığı aşk gecelerinin serinliginde, mum, sessizce yanarken  bir yabancı duygu çöker üstüne.
Karanlık gölgelerde sen o zaman,  artık kendi içine gömülü kalamazsın, ve daha yüksek bir birleşme için yeniden arzu duyarsın.
Hiç bir uzaklık sana güç gelmez;  uçarak gelirsin ve hayran kalırsın, sonunda, ey ışığa vurgun pervane yanarsın. 
Içinde şu: Öl ve Ol'u duymadığın müddetçe,  bu karanlık dünya yüzünde  sade mahzun bir misafirsin.
Blessed Longing

Tell it to no one, only the wise
Because the masses will mock it right away
I want to praise the living,
What longs for death by flames

In the coolness of love's nights
Which begat you, where you begat
You are overcome by an alien feeling
As the still candle glows

You no longer stay surrounded
In the shadows of darkness
And new desire pulls you
To higher lovemaking