Masalin panzehirindir



Dans eden atomlar gibi bir masal sahibi, hepsini aramisti hayati boyunca. Eksikligini hep hissetmis pesinden gitmisti. Icinden her daim geri tepilip disardan duruyor gibi görünürken aslinda hizla ona dogru cekiliyordu. En derinleri seziyordu bunu, fakat yüzeyden her sey öyle bulanikti ki fark etmesi mümkün olmuyordu. Harfler sürekli daginikti etrafinda, daha cümlelesecek kelime öbeklerine dahi dönüsemiyorlardi. Oysa sartti, en kisa semboller ya da en uzun hikayeler. Gereklilikden degil, anlasabilecek bir dil lazim idi, bir iletisim bicimi, kuslar karincalar arilar gibi tipki... Günün birinde, tam kurumak uzere olan ufak su birikintisine dönüstügünü sandiginda, ufacik bir damla ile kocaman okyanusa dönüsmüstü hayati. Genisleyen evren teorisini deneyimliyordu resmen, dur durak bilmeden cogaliyor, büyüyordu.
Ve en nihayetinde sevdigi olgular ve bicimler birikintisi dehlizlerinden gecip her bir atomunun cekirdegine saplanmaya baslamisti sanki. Yükler titresimini kuvvetlendirdikce rengarenk frekanslar üfleniyordu ruhuna. Etkilesimini tanimlamisti cunku var ve de var olmayanla.

photo and writing by Sinem Salva

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Begining of Science and Philosophy

Tragedyanin sahnesi

O'na