Eco'nun kulesi


"Köşeye varınca gördüm onu.  Solumda.  Orada olacağını, pusuda bekleyeceğini düşünmeliydim;  bu kentte sokak adları şaşmaz bir mesaj yazıyor,  uyarıyorlardı insani:  Suç benimdi,  bunu düşünmemiştim.  Orada duruyordu,  iğrenç, maden örümcek;  Onların gücünün simgesi,  aracı. Kaçmalıydım,  ama ağa doğru çekilğimi duyumsuyordum; çünkü bulunduğum yerden,  bir bakışta kapsayamıyordum onu.  Içindeydim,  binlerce köşesi kamçiliyordu beni; dört bir yandan inen maden kepenklerin bombardımanina tutulmuş gibi duyumsuyordum kendimi.  En küçük bir devinimle,  pençelerinden biriyle ezebilirdi beni makine.  Eyfel Kulesi.  Bulunduğum yer, kulenin uzaktan,  yandan görülmediği biricik noktasıydı kentin.  Bir dam denizinin üstünden dostça başıni çıkarmış,  bir Dufy resmi gibi iç açıcı.  Tepemdeydi,  bana doğru süzülüyordu, ucunu seçebiliyordum;  ama önce çevresinden dolandım sonra içine girdim;  tabanda, bacaklarının arasında dolaşıyordum şimdi baldırlarini, karnini, edep yerini ayirdediyordum; o politeknik zürafanın boynuna doğru tırmanıp yemek borusuyla birleşen başdöndürücü bağırsaklarını seçebiliyordum.  Delik delikti,  ama gene de çevresindeki isigi karartacak gücü vardı;  ben devindikçe,  değişik görüngelerden,  karanlığa dalişları çevreleyen mağaramsi nişler sunuyordu bana.  Kulenin,  tümü de devingen, yüz penceresi vardı;  her biri uzay-zamanın değişik bir daire parçasına bakıyordu.  Kaburgaları, Euklides eğrileri oluşturmuyordu; evrenin dokusunu parçalıyor,  gerçekleri altüst ediyor,  koşut dünyaların sayfalarını çeviriyorlardı. Notre Dame de la Brocante'in bu kubbesinin, "suspendre Paris au plafond de l'universe"e yaradığını söyleyen kimdi?  Tersine, evreni,  kendi kubbesine asmaya yariyordu; doğal bir şey bu, Sarkaç in Ersatzi değil miydi? Ne adlar takmışlardı ona?  Tek başına bir fitil,  içi boş dikilitaş, demir telin ululanmasi, bataryanın kutsanması, putataparliğin göksel sunağı, rüzgârgülünün yüreğindeki ari, acınası bir yıkım, gece rengi iğrenç bir azman,  işe yaramaz gücün biçimsiz simgesi, saçma bir mucize, anlamsiz bir piramit, gitar, murekkep hokkasi, teleskop, bir bakanin konusmasi gibi cansikici eskil bir tanri, cagdas bir hayvan."

Umberto Eco -  Foucault sarkacı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Begining of Science and Philosophy

Tragedyanin sahnesi

Prospective Immigrants Please Note