Paris is Paris


"And mind my dear fellow, Paris is Paris, there is but one Paris and however hard living may be here and if it became worse and harder even – the french air clears up the brain and does one good – a world of good." ❤
(Letter from Vincent van Gogh to Horace Mann Livens, Paris, 1886.)

Paris uzerine oyle bir sey soylemis ki van Gogh, yasamimizin her anina her nefes alisimiza nufuz edebilecek bir motto yaratmis adeta zamansiz yerleskesiz, zorla zormus gibi yaptigimiz hayatlarimiza kanatlanmis kus ozgurlugu ve rugarda suzulusu harmanlar gibi. Paris de adeta bu ruhu tasiyan bir sehir; akinlari icinde dinamik halde savursa bile. Zaten onlar kendi hayatlarini, ordan oraya savrulan yapraklar gibi tasiyan insan akinlari, cantalarina koymuscasina cuzdanlari gibi yasamlarini, veyahut aynalari ya da cakmaklari. 

La Belle Hortense, ayni zamanda Les Philosophes uzantisi Le Marais'de, bizi iste o savrulustan siyiran, agacin dallarina koklerine katan, zamanda yolculuk yaparcasina icine alan bir kitap kafe (-den cok fazlasi). Cindrella kendi adini verdigi tobacco kokteylini yaparken mudavim Jean'la derin sohbetler, kitaplarla dans edenler, cilginca bagiranlar ansizin; Fransizca akici konusamasan da umrunda degilmis gibi yapar kadehini parmaklarinin arasinda dondurursun bir yandan... Gunes gozlukleri ve omzunda uzun ceketi ile adeta Al Pacino iceriye girer, Leibniz gibi bir adam saclarini uzerimize sacip yan masaya gecer. Gece ilerlerken derin sohbetler tum zamanlarina yayilir hayatinin sanki son sansinmis gibi yasadigin! 

 

 

Her an hep bicimsiz ve ruhsuz vesilelerle kandirilmaya hazir insanlik kiliflarina girmeyi reddetmek gerekmiyor mu, bir an once? Sartre'in ozgurlugun yollarinin buralardan gectigini soyledigi kafelerden birinde, Cafe de Flore'de olmak simdi.

 

 

Yillar once bu yerlerde eylemlerde donemin insanlari, #SimoneDeBeauvoir #JeanPaulSartre #AlbertCamus ... Yazdilar bu yerlerde, kahve kokusu hala taze, degisen bir takim eylemler; bu sefer bambaska hallerdeler. Kola sisesi, pek kibar garson, gazete satan gocmen, kapida beliren yuzler; mavi takim elbise icinde 70lik adam, onun da telefon elinde...Paris ya ama, her hali guzel, hep hayallerde!

 


Ve ulkelerde sehirlerde durmaksizin yol almak, hep goz goze bakmak O'nunla; kaleme sarilmak, siirler yazmak etrafinda boyutsuzca dizilen anlarina, guzel gormek hayati, yanindakini, en otendekini! Pesinden gitmeye deger simdi suan; savurma, burusturup atma hayallerini...

 

photos and writing by Sinem Salva

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Begining of Science and Philosophy

Tragedyanin sahnesi

Prospective Immigrants Please Note